A Lark in the Ark kitabını okuma fırsatım olmadı. Sadece bir kez gösterdim, okudum diyemem. Sonrasında hep kendi okudu. Genelde uyku saatinde "anne men eemal yiycem" veya "anne meyme suyuu" diyerek uykuyu geciktirdiği ve 'olur ya belki ben de peşinden aşağı inerim de bu iş biraz daha uzar' ayağına girdiği zamanlarda "Tamam, sana elma getireceğim. Dilimleyeyim mi yoksa kocaman mı yemek istersin? Ben gelene kadar sen de bu kitabı okumak ister misin?" diyerek kitabı veriyorum. O da kendi kendine yüksek sesle okuyor. Genelde bir ayak, diğer dizin üzerinde.. Seviyor, ne de olsa çeşit çeşit hayvanlar ve kapakçıklar var.
Yağmurlu bir günde Nuh, hayvanlara saklambaç oynamayı teklif ediyor. Yüze kadar saydıktan sonra karısı ile aramaya başlıyorlar. Eğlenceli bir süreç. Örneğin banyonun kapısını açınca havluya sarılmış bay ve bayan baykuşu görüyorlar. Arkada da küvet ve duş perdesi görünüyor. İki sayfa sonra da duş perdesinin arkasındaki bay ve bayan panda "bizi unutmayın!" diye sesleniyorlar. Gardrobun içindeki keçiler, asılı olan takım elbiseleri giymişler, asılıyorlar. Şapşal görünüyorlar. Onlara bakarken yan taraftaki kurbağaları farketmiyorsunuz bile. Her pencerede hayvanlar yok. Buzdolabının kapağını açınca buzdolabının içini görüyoruz mesela. Bu çok mantıklı! Bir kapakçıktan minik kekler, bir diğerindense güneş çıkıveriyor. Ve son sayfada tüm mürettebat toplaşıp ailecek hatıra pozu vermeyi de ihmal etmiyorlar. O sayfadaki kapakçık kocaman, tam bir gemi! Fon kartonu üzerine pastelle yapılmış illüstrasyonlar ise çok tatlı. Seviyorum, seviyor, seviyoruz..

Biz de çok seviyoruz :) O son sayfadaki kocaman kapakçık ilk giden kapakçık oldu: "Anne dıg" diyerek işaret parmağıyla bir kendini bir elindeki yırtılmış kapağı gösteren bir tatlı Deniz... "Anne ben bunu yırttım"... Kesinlikle en çok sevdiğim kitaplardan biri ve çok sık karşılaşmadığın bir sürü hayvan olması da ayrı güzel... Yaşasın hayvanlar! :) ~ Burcu
YanıtlaSil"Anne bak, dıg" :) Bizim de o sayfada geminin üstü yırtıldı
YanıtlaSilkapaklı kitaplara üzülüyoruum :/