kapakçıklı kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kapakçıklı kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Mart 2013 Cuma

The Tickle Book


Please be warned before you look - this is a very tickly book!

Bu sabah uyanır uyanmaz "gel seni kucakliicam.. seni çok öslediim.." dedikten sonra dün gece (her gece olduğu gibi) uyumadan önce okurken (neden bilmiyorum) tamamlayamadığımız Kipper'ı okumamı istedi. Milyonlarca kez okuduğum için ilgisini dağıtmaya çalıştım ama yok.. O illa Kipper'ı okumamı istedi. Okudum. Sonra kalktık. Benekli kitaplığından The Tickle Book'u çıkarttı ve kanepesine koyup okumaya başladı. Arada bir "anne baaak, yemek yiyollaa.. bak züvasa da geelmiş.. ooda ne va? kedi de geelmiş, bak bak kedi çok komiiik.." diyerek beni de dahil ettiyse de genelde kendi kendine okudu.

The Tickle Book, bizdeki en güzel hareketli kitaplardan biri, en güzel hareketleri olan kitaplardan biri. Evet, şuan her eklemi doğru çalışmıyor ama yine de iyi dayandı. Şaşırtan hareketleri var. Benim okumama hiç fırsat vermedi hep kendi okudu bu kitabı. Bakmalara doyamıyor, ne de olsa içi hayvanlarla dolu. Ben de Alex Scheffler'ı izlemekten memnunum doğrusu.

16 Mart 2013 Cumartesi

Anaokuluna hazırlık kitapları


Minikler serisine önceden aşinalığı var Duru'nun. Onun hikayesini Minikler serisi - Ben ve Sen kitabını anlatırken bahsederim. O aşinalıktan dolayı, Benim Anaokulum kitabının dilimize çevrilmiş basımını görünce heyecanlanmıştım. Okul zamanı gelince bu kitap bize iyi gelebilir diye düşünmüştüm, çok şükür öyle de oldu. Okula gideceği kesinleşince hemen koştum aldım. Henüz başlamasına iki, üç hafta olmasına ramen internetten sipariş edip beklemeye tahammül edemedim. Kitabı almadan önce, okulu görmeye gittiğimizde haklı olarak botlarını çıkarıp 'okul ayakkabısı' dediğim ayakkabılarını giymek istememişti. Zaten aylardır botlarından başka bir şey giymiyordu, bu konuda ikna olmuyordu (Meğerse botlara alternatif olarak aldığım spor ayakkabılar küçük geliyor ve gerçekten acıtıyormuş ;( .. ) Geçen seneki gibi kar yağacağını sanarak almıştım o Robocod botlarını ama bir kez kar yağdı, ertesi gün tekrar sonbahardı.. Neyse, kitap okula gelen minik öğrencilerin sınıfa girmek için hazırlanmasıyla başlıyor. İşte okul ayakkabısına alıştırmak için harika bir sayfa! Annesinden ayrılmak istemeyen minik kız, kapakçığı çevirince arkadaşları gibi mutlu, hazır. Önce kendi okuluna gönderme yapmadan okudum kitabı. Sonrasında "Aa bak aynı senin okulundaki gibi ayakkabılarını çıkartıyorlar.", "Herkes okul ayakkabılarını giyiyor.", "Annesi çocuğu okula getirmiş, okul bitince de gelip alacak." gibi cümleleri her seferinde aynı sırayla, aynı şekilde tekrar etmeye başladım. 

Kısa sürede, ilk sayfadaki tiplemeleri Demse (Defne), Duyu (Duru), Deniz ve Buucu (Burcu) diye tanıdığı ve çok sevdiği kişilere benzeterek göstermeye başladı. İsabetli benzetmeler, gerçekten de benziyorlar, bu bir şans olmalı. Bu isimlendirme bize iyi geldi. İlerleyen sayfalarda, başka tiplemeler de olsa bulduk yine Demse, Duyu ve Deniz'i. 

Duru bir kaç gün içinde kanepenin üzerinde "Ben okula gidiceeem!" diye mutlulukla zıplamaya başladı. Vay canına... Okul başladıktan sonra yeni isimler de eklendi sayfalara, Ece, Demii, Haakan, Guneş.. Hala en sevdiği kitaplardan biridir. Hem okulda yaptıkları etkinliklere benzeyen çokça etkinliklerin yer alması, hem kapakcıklı bir kitap olması hem de detaylı çizimler olmasını seviyor. Kendi kendine okumayı, anlatmayı da seviyor. Bu kitap, benim için de çok değerli. Onu seviyorum!


Hani Bebek Koala Küçük Orkestra kitabında, her cumartesi olduğu gibi arkadaşları Bebek Koala'nın evine geliyor, annesi onlara reçel, ekmek ve şeker ikram ediyordu ya.. İşte o "her cumartesi" bu kitapta patlayıveriyor. Çünkü bu kitap "Bugün cumartesi, Bebek Koala anaokuluna geldi bile. Ama hala biraz uykusu var." diye başlıyor. Ezberden yazdım, sonra kontrol ederim.. Aşkolsun, hani her cumartesi arkadaşları kahvaltıya geliyorlardı? Neye inanacağımızı şaşırarak başlasak da bu kitap da Duru'nun okula hazırlık sürecinde bana yardımcı olan değerli bir kitaptır. Minik Duru bu kitabı parçalamıştı. Şimdi 32,5 (evet buçuk muçuk, önemli tamam mı..) olan Duru kitabı ezberden kendi okuyabiliyor. Bu arada ben hala 1, 2 veya 2,5 yıl önce (veya herhangi bir kısa süre önce) doğan bir çocuğun yaptıklarına, yapabildiklerine şaşırıyorum. Mesela 2,5 yaşındaki bir çocuk okula başlıyor. Evet, anaokulu ama sonuçta bir okul! Bunu hala aklım almıyor.. Daha 2,5 yıl önce minicik, mini minicik değil miydiniz siz yahu? 

Bu kitapta öğle uykusuna yatan Bebek Koala'dan ümitliyim. Çünkü Duru henüz okulda uyumadı. O konuda bize yardımcı olacağını umduğum Bebek Koala, yatarken altına sadece çengelli iğneli bezini değil de en azından ince de olsa bir alt pijamasını giyseydi benim için daha iyiydi.. Ama sorun değil, Bebek Koala okulda yemek de yiyor, resim de yapıyor, dans da ediyor, uyuyor da uyanınca parkta da oynuyor.. Daha ne olsun! Varsın donuyla uyusun bıdık..


Kitapçıdaydık, Burcu söylemişti, "Bizim serinin okul kitabı da var" demişti. Sonrasını hatırlamıyorum, heyecandan kendimden geçmiş olabilirim. Kitabı raflarda aradım, bulamadım, sonra bulduk ve kaptım. O gün satın alamamıştım. Duru kitapçıdaki 'çiffik haavanları'nın yanından ayrılmak istemiyordu. Huzursuzlanmış ve kasada geçireceğim zamana tahammül etmek istememişti. Oynamaya devam etmek istiyordu. Figür hayvanlarla vakit geçirmek onun için çok değerli, buna her zaman saygı duydum ve kitapçılarda huzurlu vakit geçirmesini sağlamaya çalıştım. Aksi takdirde sanırım sürecin sonununda ikimiz birden yerlerde sürünüp ağlardık. Bu arada kitapçılara hiç bir zaman figür hayvan satın almak için gitmedik, sadece yere diziyor, oynuyor, sonra hayvanlar acıkınca evlerine yani raflarına diziyor ve çıkıyoruz. Çoğu zaman bulduğumuzdan daha düzenli bıraktığımızı da söylemeden edemem. Ben hani o kasadaki flyerları düzeltemeden edemeyen tiplerdenim, o yüzden.. Fakat figür hayvanların önüne çökmeden önce genelde çalışanlardan izin alıyorum oynamak için. Evdeki figür hayvanlarını Duru farkında olmadan aldım hep. Pusetinde uyurken veya yere dizdikleriyle oynarken. Nerden nereye geldim.. Yine bir 'neyse'.. diyerek devam edeyim..

Neyse, Fisher Price'ın Little People serisinden iki kitabı daha var. Dolayısıyla bu seriyi ne kadar sevdiğini biliyorum. Bu kitaplarda da isim verdiği karakterler var; anneanne, dede, teeze (teyze), Demse (Defne), Duyu (Duru), Deniz.. Bu seride bir okul kitabı olduğunu öğrenince sevinmemin sebebi budur. Okula hazırlıkta güvenebileceğim bir kitabı daha! <3

Okula başladığı ikinci hafta hasta olduğundan (okuldan kapmadı, annesi üşüttü) gidememişti. O sırada "okula gidemiceeem!" (tercümesi: okula gitmeyeceğim, ya da daha kibar şekliyle: okula gitmek istemiyorum anneciğim) diyordu hep. O haftanın son günü, pazar günü bana "Hadi okula gidelim anneciiim!" dediğinde mutluluktan ne diyeceğimi şaşırdım! Kalakaldım! Meğerse bu kitabı okumamı istiyormuş :P

Bu kitaptaki okul, Duru'nun okuluna benzer bir çok özelliğe sahip, kapakçıklı bir kitap. Muhtemelen bir çok anaokuluna benzer özelliğe sahiptir elbette. "Bak senin okulundaki gibi..." diyebileceğim bir dolu şey var. Bu sayede okula başladıktan sonra da çok kez okuduk.

Bu üç kitap, uzun süre popülerliğini yitirmeyecek gibi geliyor bana. Üçüne de teşekkür borçluyum!

10 Şubat 2013 Pazar

Harrr! Harrr! ve Biip! Biip!


Kitapçılardaki fiyatından daha uygun olduğu için internetten sipariş etmiştim bu iki kitabı. Kasım 2011'de yani Duru 16 aylıkken. Uzun süre hem evden hem arabadan eksik olmadılar. Özellikle arabayla giderken yeterli diyebileceğim bir süre meşgul ediyordu Duru'yu. Sanırım kapakçıkları yırtılmayan başka kitapları olmadı. Bu konuda yayınevini tebrik etmek isterim. Uzun perde kapakçığı kırıldı ama yırtılmadı. İtina ile sakladı arkasındakini.

İçinde öykü olmamasına ramen uzun uzun okuduğumuzu, başta sadece izlerken kısa sürede hayvanların seslerini öğrendiğini hatırlıyorum. Sorduğumuzda yılanın tıslamasını, aslanın kükremesini söyleyivermişti. En geç baykuşun uug uug demesini öğrenmişti. Sanırım biz de kitapta yazmasına ve ses çıkartmasına ramen baykuşun aslında nasıl seslendiğinden emin olamamıştık. Harrr! Harrr! kitabında hayvanlar, Biip! Biip! kitabında ise taşıtlar saklanıyor. Şimdi merak ettim de kitapları ortaya çıkartsam acaba yine ilgilenir mi? Pek uzun süreceğini sanmıyorum ama tatlı bir nostalji olabilir..

31 Ocak 2013 Perşembe

A Lark in the Ark


A Lark in the Ark kitabını okuma fırsatım olmadı. Sadece bir kez gösterdim, okudum diyemem. Sonrasında hep kendi okudu. Genelde uyku saatinde "anne men eemal yiycem" veya "anne meyme suyuu" diyerek uykuyu geciktirdiği ve 'olur ya belki ben de peşinden aşağı inerim de bu iş biraz daha uzar' ayağına girdiği zamanlarda "Tamam, sana elma getireceğim. Dilimleyeyim mi yoksa kocaman mı yemek istersin? Ben gelene kadar sen de bu kitabı okumak ister misin?" diyerek kitabı veriyorum. O da kendi kendine yüksek sesle okuyor. Genelde bir ayak, diğer dizin üzerinde.. Seviyor, ne de olsa çeşit çeşit hayvanlar ve kapakçıklar var. 

Yağmurlu bir günde Nuh, hayvanlara saklambaç oynamayı teklif ediyor. Yüze kadar saydıktan sonra karısı ile aramaya başlıyorlar. Eğlenceli bir süreç. Örneğin banyonun kapısını açınca havluya sarılmış bay ve bayan baykuşu görüyorlar. Arkada da küvet ve duş perdesi görünüyor. İki sayfa sonra da duş perdesinin arkasındaki bay ve bayan panda "bizi unutmayın!" diye sesleniyorlar. Gardrobun içindeki keçiler, asılı olan takım elbiseleri giymişler, asılıyorlar. Şapşal görünüyorlar. Onlara bakarken yan taraftaki kurbağaları farketmiyorsunuz bile. Her pencerede hayvanlar yok. Buzdolabının kapağını açınca buzdolabının içini görüyoruz mesela. Bu çok mantıklı! Bir kapakçıktan minik kekler, bir diğerindense güneş çıkıveriyor. Ve son sayfada tüm mürettebat toplaşıp ailecek hatıra pozu vermeyi de ihmal etmiyorlar. O sayfadaki kapakçık kocaman, tam bir gemi! Fon kartonu üzerine pastelle yapılmış illüstrasyonlar ise çok tatlı. Seviyorum, seviyor, seviyoruz..