Uyku kitabı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Uyku kitabı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
29 Ocak 2014 Çarşamba
Nazlı'nın Uyku Saati
Ne zamandır yazmadım. Bir süre kitap okuyamadık, hastalıklar vs derken, kitaplarla dolu günler çoktan geri döndüler. Artık eskisi gibi kahvaltıda bile kitap okuyor, okutuyor. Bu iyi bir şey mi bilmiyorum. Yani bir işi yaparken kitap okumak. Gerçi kim sevmez ki yavaş yapılan bir kahvaltıda okunan dergiyi, kitabı. Bizimkini de o hesaptan sayıyorum. Bazı kitaplar için, özellikle de kapakçıkları olmayanlar için "ben bunu okuyamam ki" diyor. Okursun eşeksıpası..
El yazısı serisindeki kitapların çoğu 3,5 yaşa uygun değil ama Nazlı'nın Uyku Saati kitabı tam bize göre. Uyku saatini uzatmayı seven, oyuncaklarını toplamayı seven, bazen de hiç bir oyuncağını istemeyen, Duru'ya göre. Zaten kitabın adını da (tüm diğer kitaplarda olduğu gibi) Duru'nun uyku kitabı koydu. Nazlı kelimesi çıkmıyor ağzımdan. Nazlı'nın uyku saatinde oyuncaklarını tek tek yatağına alması ve nihayetinde kendisine yatacak yer kalmamasına dair bir hikaye. Bazen kendimi "Duru kendi kendine uyuyor" mesajı vermekle meşgul buluyorum. Gerçi benim kuzum, başında beklesek de kendi kendine de uyusa, sabahları gururla "Annee, biliyoo musun, ben kendi kendime uyuduum!" demeyi çok sever. <3 p="">
3>
27 Ağustos 2013 Salı
Günlerden bir gün, öğle uykusundan önce..
Önceki gün, öğle uykusundan önce okuduğum kitapları üstüste koydum. Böyle göründü. Biri eksik, o karyolanın altına düşmüş, sonradan farkettim.
Bunca kitap okundu da Duru öğle uykusuna yattı mı? Hayır.
Arkada görünen yıldızlı çarşaf, benim gençlik çarşafım, Duru'nun yatağı. ^^ Öndeki bebeklik karyolası, şimdinin divanı. Bazen "'Aa, burda bir bebek vaamış' de." diyerek bebeklik karyolasına yattığı ve orada uyuduğu oluyor. Ama bazen bunu yaptıktan sonra aniden 3 yaşına bastığını farkediyor, büyük yatağa geçip orada (mümkünse uçuk pembe veya uçuk pembe benekli yastığına yatıp) uyuyor.
Bunca kitap okundu da Duru öğle uykusuna yattı mı? Hayır.
Arkada görünen yıldızlı çarşaf, benim gençlik çarşafım, Duru'nun yatağı. ^^ Öndeki bebeklik karyolası, şimdinin divanı. Bazen "'Aa, burda bir bebek vaamış' de." diyerek bebeklik karyolasına yattığı ve orada uyuduğu oluyor. Ama bazen bunu yaptıktan sonra aniden 3 yaşına bastığını farkediyor, büyük yatağa geçip orada (mümkünse uçuk pembe veya uçuk pembe benekli yastığına yatıp) uyuyor.
11 Mart 2013 Pazartesi
Bil bakalım, seni ne kadar seviyorum
Annem, üzerinde biri büyük biri küçük tavşan çizimi olan ve "weißt du eigentlich, wie lieb ich dich hab?" yazan bir yastık kılıfı almış pazardan, bebek deterjanı ile yıkamış, iç minderini hazırlayıp bana süpriz yapmıştı. Tabii minder Duru'nundu ama aslında süpriz banaydı. "Ne yazıyormuş?" diye sormuştu. "Biliyor musun, seni ne kadar sevdiğimi?" diye çevirmiştim. Fena sayılmaz, buna da şükür. Nereden bileyim ilerde Duru 23'de (TRT Çocuk 23.numaraya kayıtlı olduğu için 'yiimiüç açç' der) 'Bil bakalım, seni ne kadar seviyorum' diye bir çizgi film izleyecek ve biz ailecek hem içeriğe hem görsel şölene hayran kalacağız ve ben ancak çizgi filmi izleyince büyük tavşanın anne değil de baba olduğunu anlayacağım.. Her izlediğimde "daha ötesi olamaz" diye içimden geçirdim. Olur mu? Belki olur, ben nerden bileyim. Zaten konumuz çizgi film değil. Şimdi fark ediyorum ki uzun zamandır da izlemedik aslında. Ama kitabı her zaman bizimle.
Bir de babanın yükseğe zıplayıp kulaklarının ağaca değdiği sayfada bazen " baba korkmuş" diyor çünkü orda sahiden de baba tavşanın suratı bir başka türlü bakıyor.
Oyun oynarken, kitap ortada yokken hınzır, tatlı bir gülümseme ile ezberden söylediği ilk cümle şuydu "işte bu kadaa dedi baba taaşan.. vaay, amma da çook dedi küçük taaşan.." Sonra göz göze geliyoruz. Ben şaşkın, o hala hınzır, tatlı..
Bazen rutini veya krizi bozmak için bu cümleyi ben söylerim, işe yarar. Çok sık yapmıyorum çünkü bence bu ona ait bir şey.
13 Şubat 2013 Çarşamba
Kipper
Heathrow havalimanından yaptığım son dakika kitap alışverişlerinden biri. Kitapları seçerken sakindi ama kasada beklerken sakızları deviren, dağıtan ve kucaklayıp geri vermek istemeyen Duru ile alışverişi tamamlamak biraz zor olmuştu. Dökülenleri yerleştirdikten sonra nezaketen bir paket sakız alarak kasiyer kadına sempatik görünmeye çalıştık. Nazikti ama biz gidince sevindiğine eminim.
Sevgili Kipper.. En güzel uyku kitaplarımızdan birisin. Bir gece uyanıp, uzun uzun ağladığı bir krizde Duru'yu kendine getiren, sakinleştiren ve nihayetinde salondaki kanepede kucağımda uykuya dalmasını sağlayan sendin. Şimdiye kadar defalarca okudum seni. Kusura bakma, metinlerine sadık kalmadım hiç. Kendime göre ritmik, eğlenceli kısa cümleler yazdım. Her seferinde inan, son sayfanda inan ben de uyuyakalacaktım. Her hayvana tek tek şşşşşhhhhhhhh... dedirttim Kipper uyuduğunda. Şşşhhh'ler sanki birer oommm oldu. O nasıl bir huzurdur.. Dünyadaki en güzel yeşil tırtıl bu kitapta. En yamuk gözlü koyun da öyle. En tatlı kuşları da.. Seviyorum ama kimi? En tatlı birisini.. <3
Son sayfadaki kitap tanıtımlarına bakıp "Munu okk" derdi henüz 2 yaşından iki ay almıştı. Şimdi "Bu bizde yok, bu bizde yok... bu bizde yok, bu bizde vaaar! Bak, aanısııı!" diyor kitabın kapağını çevirip göstererek. <3
Sevgili Kipper.. En güzel uyku kitaplarımızdan birisin. Bir gece uyanıp, uzun uzun ağladığı bir krizde Duru'yu kendine getiren, sakinleştiren ve nihayetinde salondaki kanepede kucağımda uykuya dalmasını sağlayan sendin. Şimdiye kadar defalarca okudum seni. Kusura bakma, metinlerine sadık kalmadım hiç. Kendime göre ritmik, eğlenceli kısa cümleler yazdım. Her seferinde inan, son sayfanda inan ben de uyuyakalacaktım. Her hayvana tek tek şşşşşhhhhhhhh... dedirttim Kipper uyuduğunda. Şşşhhh'ler sanki birer oommm oldu. O nasıl bir huzurdur.. Dünyadaki en güzel yeşil tırtıl bu kitapta. En yamuk gözlü koyun da öyle. En tatlı kuşları da.. Seviyorum ama kimi? En tatlı birisini.. <3
Son sayfadaki kitap tanıtımlarına bakıp "Munu okk" derdi henüz 2 yaşından iki ay almıştı. Şimdi "Bu bizde yok, bu bizde yok... bu bizde yok, bu bizde vaaar! Bak, aanısııı!" diyor kitabın kapağını çevirip göstererek. <3
29 Ocak 2013 Salı
Bebek Koala
Bebek Koala.. Ah.. Duru'nun ilk kitapları. Aslında kitaplara çok da ilgi duyacağını düşünmediğim bir dönemde, 7 aylıkken almıştım bu seriyi ve sevdiğini farkedince sürekli okumaya başlamıştım. Kitapları ilk kez göstermemin ardından, bizim odaya geçmiş, altını üstünü değiştirmiş, gündüz uykusuna hazırlıyordum. (İki ay sonra gündüz uykusunu keseceğinden habersiz olduğum, saf günler ve güzel günler..) Nasıl anladığımı hala bilmiyorum ama benden yan odadaki kitaplıkta duran kitabı O'na okumamı istediğini anladığımı hatırlıyorum. Nasıl olmuştu? İşte böyle olmuştu. Anlatması zor, his diyeyim. "Kitap mı okumamı istiyorsun?" dediğimi ve heyecanla Bebek Koala Akşam Yemeği kitabını getirdiğimi hatırlıyorum. Benden ilk kez kitap okumamı istemesi böyle olmuştu. Duru'nun ilk kitabı, benim de hayatımda ezberlediğim ilk kitap. Bir sayfasında hala kakalı popo izi var. O kadar kötü değil, sadece hafif turuncu iki yarım karpuz izi :)
Bebek Koala Doğumgünü, Yusuf'un Duru'ya okuduğu ilk kitap. Salonda pencere önünde oturmuşlardı. Nasıl da dikkatle dinlemiş ve izlemişti. Bu ay başında Bilge'nin doğumgününe gittikten sonra daha anlamlı olan ve popülerliği artan kitap. Tabii ki Bebek Koala mum üflerken defalarca mum üflüyoruz ikimiz de. Püff, püfff.. Ve tabii ki Bilge'nin pasta mumlarını bir kaç kez üfledi.
Bebek Koala Anaokulunda. Kısa süre içerisinde bir iki sayfası kalan ve en son bir tek ciltten ibaret olan ve bir kaç gün önce geri dönüşüme yolladığım kitap. Bunu şimdi yazınca içim sızladı ama yolladım. Büyüyüp de kitapları kendi seçip okumam için bana verdiğinde içinin boş olduğunu fark edip şaşırdığını hatırlıyorum. Kreşe başlamadan önce içinde sayfaları olan yeni bir Bebek Koala Anaokulunda kitabı alıp, başlangıç günlerine hazırlık yapmayı planlıyorum.
Bebek Koala Bahçede. En sevdiğim hikayelerinden biri. Haylaz Minik Hamster tüm turpları yiyince Bebek Koala annesinin siparişi olan turpların yerine bir demet çiçek götürüyor. Tabii Minik Hamster'ın yaptığı her zamanki gibi yanına kar kalıyor ama Bebek Koala'nın sorunu sakince ve sevgiyle çözmesini seviyorum.
Bebek Koala Banyoda. Banyo yapmak istemediği iki ayrı dönemde de işe yarayacağını düşünerek okuduğum ve işe yaradığına da inandığım, şuan son iki sayfası olmayan kitap.
Bebek Koala Kayıp Oyuncak. İlk yaşında bu kitapla fazla ilgilenmedi, 2 yaşında evin içinde oyuncak aramak daha anlamlı oldu sanırım. Yine de okumamı en az istediği kitap budur. Sonunun banyoda bitmesi bence çok tatlı.
Bebek Koala Küçük Orkestra. Bir iki ay önce tekrar popüler olan, adını söylediğinde beni gülümseten kitap. Tekrar ortaya çıkan Bebek Koala serisini seçerken şöyle sesleniyor "Bebek Koalaaaaaa..... küçük okestaaa" ya da "Bebek Koalaaaaaa... banyoda!" O nokta noktalar muzip gülümseme ve karar verme anı. İyi ki bu kitap var. Hem müzik yapmayı, hem orkestrayı hem de müzik aletlerini öğretti. Geçen haftalarda müziği anlatan bir tiyatroya gittiğimizde orkestrayı tanıdı. Ve bu aralar minik teneke tencere takımının kapaklarını alıp birbirine vurup "anne baak, zil çalıooum" diye keyifle dolanması da yine bu kitap sayesindedir.
Bebek Koala Çiftlikte. Sevmediğim Bebek Koala kitabı. En iyi arkadaşları tavşan, ördek ve gergedan olan Bebek Koala neden çiftliğe gittiğinde kümesteki ördeklere ve kafesteki (!) tavşanlara yiyecek veriyor? E sen daha dün bir tavşanla bardağa kaşıkla vuruyor, tencere kapaklarından zil yapıp kudur muyor muydun? Bugün kafesteki tavşanlara elinde havuçla yaklaşıyorsun..
Bebek koala sayesinde kısa sürede bir sürü kelime öğrendi. Tabii önce göstererek, sonra sesleri taklit ederek ve nihayet konuşarak. Minikken "Nerde?" diye sorduğunuzda minik parmakla gösteriyorlar ya, o ne tatlı bir andır..
Etiketler:
banyo,
Mandolin,
Uyku kitabı,
yemek,
yeni kelimeler
28 Ocak 2013 Pazartesi
Good Night Baby
Tam bir mini mini bebek kitabı. Hani minik bebeğinizin kitaplara ilgi duyduğunu düşünüp bebeğinizi güvenli bir şekilde oturtur, karşısına geçip tatlı bir sesle kitabınızı okursunuz da bebeğiniz sayfanın bir ucundan tutup caaart diye koparıverir ya. İşte bu kitap tam o anlara göre bir kitap! Kitabın her sayfasında bir anne çiftlik hayvanı bebeğine sesleniyor. Uyku zamanı geldiğini söyleyip onu yanına çağırıyor. Siz de renkli kurdelanın diğer ucundaki bebek hayvanı alıyor, annesinin önündeki göze koyuyorsunuz. En son sayfada da bir anne, bebeğini çağırıyor yatağa.
Kasım ayında almıştım kitabı. "Koparacak, yırtacak" diye korkarak okurken bir de baktım ki Duru hiç ilgilenmedi. "Sanırım bu fazla minik bebek kitabıymış" dedim ve aylardır olduğu yerden almadım. Taa ki bugün akşam yemeğinde yeğenim Bilge bana ilk İngilizce-Türkçe çevirisini yapana kadar. Her sayfayı tatlı tatlı Türkçe'ye çevirerek okudu. "O okuduktan sonra da Duru tek tek bebekleri anneleriyle buluşturdu...." demek isterdim ama tek tek tüm sayfalara baktı ve tüm bebekleri toplayıp ilk sayfadaki ahıra doldurdu. Sonra da son sayfaya bakıp "Annesi bebeği sepeete koyuyo.." dedi ve bebeğin beşiğini caaart diye yırttı. <3
Kasım ayında almıştım kitabı. "Koparacak, yırtacak" diye korkarak okurken bir de baktım ki Duru hiç ilgilenmedi. "Sanırım bu fazla minik bebek kitabıymış" dedim ve aylardır olduğu yerden almadım. Taa ki bugün akşam yemeğinde yeğenim Bilge bana ilk İngilizce-Türkçe çevirisini yapana kadar. Her sayfayı tatlı tatlı Türkçe'ye çevirerek okudu. "O okuduktan sonra da Duru tek tek bebekleri anneleriyle buluşturdu...." demek isterdim ama tek tek tüm sayfalara baktı ve tüm bebekleri toplayıp ilk sayfadaki ahıra doldurdu. Sonra da son sayfaya bakıp "Annesi bebeği sepeete koyuyo.." dedi ve bebeğin beşiğini caaart diye yırttı. <3
23 Ocak 2013 Çarşamba
Küçük Vak Vak
Bu yaz, Duru iki yaşına basmadan bir gün önce annem Çeşme yolunca saymayı öğrenmişti. Hatta Duru adına twit atmıştım twitter hesabında "Ankara Çeşme yolu o kadar uzak ki 1'den 10'a kadar saymayı öğrendim." diye. O gün 8 ve 9 u bir kez söylemiş, diğer saymalarında o rakamları es geçmişti. Fakat ertesi gün 10'a kadar tam olarak saymaya başlamıştı.
Tatilden döndüğümüzde Küçük Vak Vak 1-2-3 kitabını almıştım. Fakat pek ilgisini çekmemişti. Aslında kitaba bakmaya pek fırsatımız olmamıştı çünkü o zamanlar her gün sokağa çıkıyor, komşumuz Arda ve anneannesinin yanına gidiyor, onların bahçesinde öğlene kadar oynuyor, bazen öğleden sonraları da buluşuyorduk. İşte o gezmeler sırasında kitabımız Arda'da kaldı. Arda'nın 3 yaşına basmasına az kalmıştı ve kitabı okumayı sevdiğini farkedince O'na hediye ettik.

Son olarak aldığım Küçük Vak Vak Zıt Kavramlar ve Küçük Vak Vak Renkler kitaplarını da çok sevdi. Bu kitaplar ciltli. Daha küçük boyutta oldukları için yolda, seyahatte çantada taşımak kolay. Zıt kavramları çok sevdiği için okurken eğleniyoruz. Fakat renkler kitabında neden kumlu sayfada renkten bahsetmiyorlar ve neden beyaz renge yer vermemişler, onu anlayamadım.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)







