Oyuncak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Oyuncak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
29 Ocak 2014 Çarşamba
Nazlı'nın Uyku Saati
Ne zamandır yazmadım. Bir süre kitap okuyamadık, hastalıklar vs derken, kitaplarla dolu günler çoktan geri döndüler. Artık eskisi gibi kahvaltıda bile kitap okuyor, okutuyor. Bu iyi bir şey mi bilmiyorum. Yani bir işi yaparken kitap okumak. Gerçi kim sevmez ki yavaş yapılan bir kahvaltıda okunan dergiyi, kitabı. Bizimkini de o hesaptan sayıyorum. Bazı kitaplar için, özellikle de kapakçıkları olmayanlar için "ben bunu okuyamam ki" diyor. Okursun eşeksıpası..
El yazısı serisindeki kitapların çoğu 3,5 yaşa uygun değil ama Nazlı'nın Uyku Saati kitabı tam bize göre. Uyku saatini uzatmayı seven, oyuncaklarını toplamayı seven, bazen de hiç bir oyuncağını istemeyen, Duru'ya göre. Zaten kitabın adını da (tüm diğer kitaplarda olduğu gibi) Duru'nun uyku kitabı koydu. Nazlı kelimesi çıkmıyor ağzımdan. Nazlı'nın uyku saatinde oyuncaklarını tek tek yatağına alması ve nihayetinde kendisine yatacak yer kalmamasına dair bir hikaye. Bazen kendimi "Duru kendi kendine uyuyor" mesajı vermekle meşgul buluyorum. Gerçi benim kuzum, başında beklesek de kendi kendine de uyusa, sabahları gururla "Annee, biliyoo musun, ben kendi kendime uyuduum!" demeyi çok sever. <3 p="">
3>
4 Ekim 2013 Cuma
IKEA 2014 Kataloğu
IKEA kataloğunun bu bloga gireceğini gerçekten hiç düşünmemiştim! Ne zaman ki kapımıza bıraktılar ve ben, Duru'nun kitap okuduğu her fırsatta elime alıp da karıştırmaya başladıysam hemen geliyor, yanıma ya da kucağıma oturuyor, "Ben de bakıcaam." diyor ve inceliyor. "Bu bizde vaar.." "Aa bak, bu bizimkinin aynısıı!" "Anne, bu ne." "Napıyolar?" "Bundan istiyoom.. Anne.." diyor. Şu aşağıdaki koçtan ya da benim koç olduğunu sandığım şeyden istiyor. Adı Löjlig imiş.. Yeterince oyuncağımız var bence :/ Ama tabii birlikte gidersek ve biraz mızmızlanırsa neden olmasın! Hoop, sepete.
Benim merak ettiğim şey, bu oyuncaklar ne zaman Türkiye'ye gelecek! Çünkü geceleri bu rakuna ya da bu ayıya sarılmadan uyuyabileceğimi sanmıyorum! <3 p="">3>
7 Eylül 2013 Cumartesi
Deniz'in Sevdiği Şeyler Oyuncak ve Saç Tokası
Bu iki kitabı aslında Defne'me almıştım. Benim güzel, tatlı Defne'm! Bu ilkbaharda Defne okula başladığında koyu renk bukleli saçlarını toplatmak istemiyordu. Açık haliyle de çok tatlıydı ama saçları terlemesin diye toplamak lazımdı. (ben ellemeye korkuyordum buklelerin güzelliğinden). Üstelik mini mini tek veya iki kuyruk yapınca ailecek kendimizden geçiyorduk. Tabii izin verdiği 6 saniye boyunca. Hemen çıkarırdı tokaları bıdığım benim. Artık yarım yaş daha büyüdü ve tam bir prenses oldu. Annesinin ve öğretmeninin saçlarını toplamasına, örmesine izin veriyor. Biz de doya doya kendimizden geçiyoruz. ^^ Artık izin veriyor diye değil de elbette kitaplar bizim evde kaldığı ve bir türlü Defne'ye verme fırsatım olmadığı için bu ay Duru ile el koymuş olduk.
"Önce hangisini okuyalım?" diye sorduğumda cevap, neden bilmiyorum, her zaman önce tatlı bir gülümseme, sonra büyük bir patlama ile "Bunu!" oluyor. Bunu, yani Duru'nun oyuncaklarını.. Tabii kitaptaki Deniz, Duru oldu.
Kitapta Deniz çoğunlukla legolarıyla çeşit çeşit oyunlar üretiyor. Tam da Duru'nun lego sevdiği döneme denk gelmesi ne şans. Bize göre zürafa da yapıyor legodan. Dün akşam legolarıyla oynarken (o gülüşü tam tarif edemiyorum ne yazık ki) muzip, kaçak, tatlı ve bana bakıyor musunuz diyen bir gülümseme ile "Duyu legolarıyla çeşit çeşit köprüler, şirin şirin evler yapar" diyerek bize şirin şirin evler yaptı. Yirim. (r leri net söylemiyor ama bunu yazarak belirtmek bu cümlede çok zor geldi!) Bu kitabı sevmesinin bir sebebi de acaba en son sayfada oyuncaklarını arkadaşlarıyla paylaşırken iki arkadaşının değil de sadece Duru'nun oyuncaklarına dokunuyor olması olabilir mi? Oradaki iki arkadaş da tabii hemen Defne ve Deniz oldu. ^^
"Doğduğunda saçları kısacıktı Duru'nun.." diye başlıyorum. Bir kaç aydır bebek olmaya, bebek gibi taşınmaya bayılıyor. Bu yüzden kitabın bebek Deniz illüstrasyonu ile başlaması büyük şans. Duru'nun da saçları öyleydi, kısa ve siyah. Sonra dik dik oldu, tam bir kirpi! Her gören "saçlara baaaak" diyerek gülümseyerek yanımızdan geçerdi. Sling ile yürürken saçları bir havaya bir aşağı inerdi. Pif, puf, pif, puf.. Sonra bere sezonu gelince yavaş yavaş iniverdiler.. Duru çok çabuk ezberledi bu kitabı. Sanırım en çabuk bunu ezberledi. Ama en büyük yaşında da bunu ezberledi, büyüdü yani (evet, duygusallaşıyorum gittikçe). İki kitabı da çok seviyorum. Mustafa Delioğlu'nun illüstrasyonlarına bayılıyorum. Zaten her zaman çok kudertli ve çok güzeller. Bu kitapları defalarca okuduğumuzdan bu güzellikleri de bol bol izleme imkanım oluyor. Sadece Saç Tokası kitabında yazar çokca olumsuz cümle kullanmış. Bu beni rahatsız ediyor. Üç, beş okumadan sonra bazı cümleleri değiştirmeye başladım ama Duru çoktan ezberlemiş, oyun oynarken kitaptaki cümleleri seslendirmeye başlamıştı. Umarım yakında eski cümleleri unutur, yeni cümleleri öğrenir. "Deniz sabırsızdı" yerine "Duru çok heyecanlıydı" diyorum. Ve hemen her cümlede bunun gibi değişiklikler yapıyorum. Sorun değil de işte, hassasiyet. Şimdi burda başka örnekler vermeye üşeniyorum. Ama değiştirerek hallediyoruz, ben mutlu, Duru mutlu, o zaman sorun yok.
Hemen her kitapta Duru'ya ait, onun da hayatında olan, kitapla ortak noktalar bulmaya çalışıyorum. Bu kitabı iyice sevmesine, benimsemesine yardımcı oluyor. Çoğunlukla güzel çocuk kitaplarında her çocuk kendinden bir şeyler bulabilir. (Allahımm, çok seviyorum çocuk kitaplarını!) Bu kitapta da legolar, zürafa oyuncak, saç tokaları, tatlı bir teyze, asi saçlar ve en yakın iki arkadaş Defne ve Deniz, birlikte kolayca yakaladığımız ortak noktalar.
Sonuç olarak, tez zamanda bu serinin diğer kitapları Defne ve Duru'ya alına!
Kitap almak mı dedim.. hemen ağzımın sulanıyooorr, dişlerim kamaşıyoooorr.... Hiyaaaheyttt!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



