Alex Scheffler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Alex Scheffler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Eylül 2013 Salı

Nohut Oda Bakla Sofa?

Temmuz ayındaki biricik yaz tatilimizde uykuya direnen ve kuduran Duru'ya aniden "Yaşlı bir nene varmış, evinde bir başına yaşarmış.." dedim ve devamında, ezberden hatırladığım kadarıyla Nohut Oda Bakla Sofa kitabını okudum. Aniden durdu ve büyük bir dikkatle dinledi.

Sahi, bizim Nohut Oda Bakla Sofa kitabımız nerede?!

16 Nisan 2013 Salı

Nohut Oda, Bakla Sofa

Bakla sofa.. Adı bu.


Kitabı açınca gördüğümüz ilk şey ise şu;


Bu sayfayı okuyarak başlıyoruz. İnek, inek, inek, ineek, keçi, keçi, keçi, keçii, domuz, domuz, domuz, domuuz, tavuk, tavuk tavuk, tavuuk.. Gülüşmeler..

Fakat bundan sonraki sayfanın solunda "Eski editörümüz Elke Lacey ve oğlu Fred'in anısına." notunu görünce içim burkuluyor.. Trafik kazası mıydı.. Ne önemi var.. Bir şey olmuş işte.. Sonra öykünün ritmik metinlerini okudukça, tonlamalar yapmaya ve yaşadığımız ana dönmeye başlıyorum.

Bu kitabı seviyorum dememin için bir sürü sebebi var. Birisi 'tuhaf' kelimesinin geçiyor olması. Ben 'tuhaf' kelimesini çok severim. "Tavuğu eve alayım ha? Tuhaf, ama belki işe yarar." Yarar, yarar.. Sen elindekilerin kıymetini bilmiyorsun ki neneciğim. Şu yaşına gelmiş, gül gibi evini beğenmiyor, huysuzluk ediyorsun. Yoksa ihtiyar dedeye mi aslıyorsun? O kısmından emin olamıyorum zira minik, benekli, pötikareli öykümüz mutlu sona eriştiğinde ihtiyar dedenin ellerini tutup ona teşekkür ederken, ihtiyar dede gözlerini gökyüzüne, uzaklara yöneltmiş, seramoninin bitmesini bekliyor..

Yaşlı hanıma "nene", ihtiyar adama "dede" diyorum. Bildiği kelimeleri kullanayım diye. Sanki "nohut oda, bakla sofa" ne demek, biliyor mu ki? Bilmiyor. Ama öğreniyor. 

Bu kitabı seviyoruz. Hem hayvanlar var, hem dağınıklık, hem söylenmeler, hem yardımlaşmalar, hem elindekinin kıymetini bilmeler.. Hapşurmak bile var kitapta, Duru kendine dair bir sürü şey buluyor dolayısıyla.

İlk okuduğumuzda "ne güzel çevirmişler yaa.." demiştim. Arkasını çevirince (genelde olduğu gibi) kitabı yazana ve çizene değil de çeviriyi yapan Yıldırım Türker'e ithafen yazılmış metinleri okudum. Gerçi İclal Aydın'ınki Tostoraman'a ait.. :S

22 Mart 2013 Cuma

The Tickle Book


Please be warned before you look - this is a very tickly book!

Bu sabah uyanır uyanmaz "gel seni kucakliicam.. seni çok öslediim.." dedikten sonra dün gece (her gece olduğu gibi) uyumadan önce okurken (neden bilmiyorum) tamamlayamadığımız Kipper'ı okumamı istedi. Milyonlarca kez okuduğum için ilgisini dağıtmaya çalıştım ama yok.. O illa Kipper'ı okumamı istedi. Okudum. Sonra kalktık. Benekli kitaplığından The Tickle Book'u çıkarttı ve kanepesine koyup okumaya başladı. Arada bir "anne baaak, yemek yiyollaa.. bak züvasa da geelmiş.. ooda ne va? kedi de geelmiş, bak bak kedi çok komiiik.." diyerek beni de dahil ettiyse de genelde kendi kendine okudu.

The Tickle Book, bizdeki en güzel hareketli kitaplardan biri, en güzel hareketleri olan kitaplardan biri. Evet, şuan her eklemi doğru çalışmıyor ama yine de iyi dayandı. Şaşırtan hareketleri var. Benim okumama hiç fırsat vermedi hep kendi okudu bu kitabı. Bakmalara doyamıyor, ne de olsa içi hayvanlarla dolu. Ben de Alex Scheffler'ı izlemekten memnunum doğrusu.